Kadınlar Kürt birliğini konuşuyor: Ortak mücadele edilmeli

  • 09:02 7 Ocak 2020
  • Okumadan Geçme!
Rengin Azizoğlu
 
DİYARBAKIR - Farklı kurumlardan kadınlar ulusal birliğin önemine dikkat çekerek, “Kürt birliğinin kadınların birliği olacağını düşünüyoruz. Ulusal birlik noktasında kadınların bir temel oluşturabileceğine inanıyorum. Ataerkil sistem içerisinde Kürt kadın kimliğinin korunması adına ortak mücadele edilmelidir” dedi.
 
Türkiye'nin Kuzey-Doğu Suriye'ye yönelik askeri operasyonu sonrası gündeme gelen Kürt ulusal birliğine yönelik çalışmalar ve tartışmalar sürüyor. Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu üyesi Dicle Müftüoğlu, sanatçı Devrim Demir, avukat Gülşen Özbek ulusal birliğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Her türlü zorluğa karşı dil kendini koruyabilir’
 
Ulusal birliğin öncülüğünü kadınların yapacağı vurgulayan sanatçı Devrim Demir, Kürtlerin birliğinin kültür ve sanatsız olmayacağı gibi bu birlikte de kültür ve dilin büyük bir rol oynayacağını söyledi. Diplomatik olarak söylenemeyen birçok konuyu kültür ve sanat aracılığı ile çok daha etkili bir şekilde anlatabildiklerini ifade eden Devrim, “Kültür ve sanatın yanı sıra dil de çok önemlidir. Dil kültürsüz kültür dilsiz olmaz. Umutluyuz, ulusal birlik tartışmalarıyla var olan bu sorunları çözebileceğiz. Dil üzerinde büyük bir baskı var ve şiddetli politikalar yürütülüyor. Dil toplum içerisinde her şartta kendisini yenileyebiliyorsa, bu kadar yönelime rağmen hala kaybolmamışsa ve akademik bir seviyeye gelmişse büyük bir güce sahip olduğunu söyleyebiliriz. Her türlü zorluğa karşı kendini koruyup büyütebilir. Eminim ki dünyanın hiçbir yerinde hiçbir halkta Kürtlerin gücü ve inancı kadar güç ve inanç yoktur. Umut büyük ise başarı da büyük olacak” ifadelerini kullandı.
 
‘Kürt birliği kadınların birliği olacak’
 
Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu üyesi Dicle Müftüoğlu ise Kürt halkına dönük yoğun saldırıların olduğu bir dönemden geçildiğini belirterek, bu saldırıların son bir kaç yıla dair bir süreç olmadığını ve 100 yıllık tarih boyunca sürdüğünü kaydetti. Dicle, “Kürt halkına dönük saldırıların daha da farklı boyutlar kazandığını görüyoruz. Ben bir kadın gazeteci olarak Kürt kadınlarının birliğe çok fazla ihtiyaç duyduğunu görüyorum. Kadınların bu meseleye dair öncü misyonda olabileceğine şahitlik ediyorum. Biz kadın gazeteciler olarak özellikle kendi alanımız açısından bu saldırılara karşı nasıl birlikte durulabileceği, nasıl ortak bir dil yaratılabileceği üzerine yoğunlaşmalıyız. Ulusal birlik tartışmalarında öne çıkan bir diğer konu da ulusal birliğin kadın öncülüğünde gelişebileceğiydi. Kürt kadınlarının buna dair gücü olduğunu biliyoruz. Bu meseleyi yürütebilecek olan kadınlardır. Kürt birliğinin kadınların birliği olacağını düşünüyorum. Ulusal birlik noktasında kadınların bir temel oluşturabileceğine inanıyorum” dedi.
 
‘Ulusal birlik varlığımızı sürdürmenin mücadele birliğidir’
 
Her ulusun, halkın ve topluluğun doğal hakları olduğunu hatırlatan avukat Gülşen Özbek de doğal haklara saldırının, bu hakları tanımamanın ve yok etmenin sömürge ve faşizan uygulamaların bir sonucu olduğuna dikkat çekti. Gülşen, “Kürt halkı tarih boyunca varlığı kabul edilmeyen ve reddedilen bir halktır. Kendisine en temel haklarından dahi vazgeçilmesi dayatılmaktadır. Bu nedenlerle tarih boyunca acımasız savaşlardan ve katliamlardan geçti, geçiyor. Kürt halkının varlığını koruması ve sürdürebilmesi için ortak talepler ekseninde birliğini sağlaması gerekir. Çünkü bugün her yerde kimlik ve kültürel değerlerimiz sebebiyle saldırılara maruz kalmaktayız. Ben ulusal birliği en doğal hak ve taleplerimizin ortaklaşması olarak ele alıyorum. Ulusal birlik, varlığımızı sürdürmenin ve korumanın mücadele birliğidir” diye belirtti.
 
‘Kürt kadın kimliğinin korunması adına ortak mücadele edilmeli’
 
Kürtlerin varlık mücadelesini en güçlü düzeyde kadınların yürüttüğünü dile getiren Gülşen, buna sebep olarak da saldırıların en vahşi biçiminin kadınlar üzerinden gelişmesini örnek olarak gösterdi. Gülşen, şöyle devam etti: “Kürt kadınlarının, özellikle DAİŞ terörünün barbarca saldırılarına maruz kalması sonrası ulusal birliğin biz kadın cephesinden hayati önemini bir defa daha ortaya koydu. Yine Kürt kadınlarının DAİŞ terör saldırıları sonrası uluslararası hukuk mücadelesi de başladı. Bu saldırının soykırım olarak kabul edilmesi yine biz Kürt kadınlarının ortak mücadele gerekçelerindendir. Kürt kadınları uluslararası düzeyde saldırılara maruz kaldığı ve buna karşı mücadele etmesi gerektiği gibi yine yaşadığı toplum içerisinde de kadın kimliğini koruma adına her parçada ortak mücadele hattı oluşturmalı ve ortak hareket etmelidir. Ataerkil sistem içerisinde Kürt kadın kimliğinin korunması adına yine ortak mücadele edilmelidir.”