Cumartesi Anneleri 777’nci haftada: Davacıyız

  • 13:51 15 Şubat 2020
  • Güncel
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri’nin, kayıp yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 777’nci haftasında 20 Şubat 1995 tarihinde gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un akıbeti sorularak, 24 yıl daha geçse de kayıplarını aramaktan vazgeçmeyeceklerini söyledi.
 
Yıllardır meydanlarda kayıplarının akıbetini soran ve faillerinin cezalandırılmasını isteyen Cumartesi Anneleri’nin 777’nci hafta eylemlerinde de Galatasaray Meydanı’na gitmeleri polis tarafından engellendi. Bunun üzerine aileler, 77 haftadır olduğu gibi İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta polis ablukası altında eylemlerini gerçekleştirdi. Kayıpların fotoğraflarının bulunduğu tişörtler giyen aileler, karanfiller taşıdı. Annelere bu haftaki eylemine İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan, Sezai Temelli, Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüleri İdil Uğurlu, Sedat Şenoğlu, Sanatçı Pınar Aydınlar, HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Elif Bulut, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Candan Kaftancıoğlu da destek verdi.
 
‘Asiye Karakoç’ın mücadelesinin takipçisiyiz’
 
Gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde bu haftaki açıklamayı gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu. 25 yıl önce gözaltında katledilen Rıdvan Karakoç için adalet isteyen Besna, Rıdvan Karakoç’un kaybedilme hikayesini anlattı. Karakoç Ailesi’nin, tüm mercilere başvuru yaptığını ancak sonuç alamadığını belirten Besna, gözaltına alındığı inkar edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları ‘Bizde yok’ cevabını verdiğini aktardı. Besna, şunları kaydetti: “110 gün sonra oğulları Hasan’ı arayan Ocak ailesi Beykoz Savcılığı’ndaki dosyalar arasında tesadüfen, Rıdvan’ın işkence görmüş cansız bedeninin fotoğrafını gördü. Böylece Rıdvan Karakoç’un işkence ile öldürülmüş bedeninin savcılık dahil tüm resmi kurumlardan geçtiği, Adli Tıp Kurumu’nda bekletildikten sonra gizlice Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’na defnedildiği gerçeği açığa çıktı. Ailesi her yerde Rıdvan’ı ararken, onun cansız bedeni savcılık dahil tüm resmi kurumlardan geçmiş, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletilmiş ve gizlice ‘kimliği meçhul kişi’ olarak gömülmüştü. Rıdvan’ı gözaltına alanların ve sorgulayanların tespit edilmesi mümkünken hukuk işletilmedi ve failler korundu. Beykoz Cumhuriyet Savcılığının takip ettiği dosyada rutin yazışmalar dışında anlamlı bir gelişme olmadı. Asiye Karakoç’un oğlu Rıdvan için yürüttüğü mücadelenin takipçileri olarak; Rıdvan için, kayıplarımız için adalet arayışımızı sürdüreceğiz.”
 
‘Peşini bırakmayacağız’
 
Ardından konuşan Rıdvan Karakoç'un ağabeyi Hasan Karakoç ise, o dönemde maruz kaldıkları hak ihlallerini anlattı. Hasan, “Abimi aradılar ama bulamayınca beni aldılar. 15 gün boyunca Gayrettepe’de siyasi şubede işkencede kaldım. Polisler tarafından öldürülmekle tehdit edildik. Kardeşimi takip ettiler ve ateş açtılar. Abime  bu ülkede düşman gözü ile bakıldı. Bize düşman muamelesi yapıldı. 25 yıldır bize yapılan haksızlığı anlatıyorum. Başka analar ağlamasın diye bu mücadeleyi veriyoruz. Ama 25 yıldır dosya aynı kaldı. 25 yıldır adalet bekliyoruz. Devletin hiç bir kurumu adaleti tesis etme gibi bir derdi yok. Biz 25 yıldır bu mücadeleyi bırakmadık ve asla da bırakmayacağız. Buradayız ve bunu yapanların peşini bırakmayacağız.  
 
‘Kaybetme politikası geri dönüyor’
 
Ardından söz alan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, kaybedilen Rıdvan Karakoç ile o süreçte yaptığı konuşmayı ve tanık olduklarını anlattı. 1915 yılından bu yana devletin kaybetme politikasını sürdürdüğünü belirten Eren, bu kayıplardan birinin ise Rıdvan Karakoç olduğunu ifade etti. Eren, “Devlet aklı maalesef bu coğrafyada hiç değişmiyor. 90’larda kaybedilmekten, öldürülmekten korkardık şimdi ise tutuklanmaktan korkuyoruz. Ama öyle görünüyor ki, bu kaybetme politikası bir kez daha geri dönüyor. Çünkü o dönemin kirli savaş aktörleri bugün iktidarın yanında. Katillerin hepsi aramızda dolaşıyor” dedi.
 
Daha sonra konuşan kaybedilen Hasan Ocak’ın  abisi Hüseyin Ocak da hükümete kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması çağrısında bulundu.
Ardından söz alan Netherlands Helsınkı Committee (NHC) Temsilcisi Harry Hummel de verilen adalet mücadelesinin takipçisi ve destekçisi olacaklarını vurguladı.
 
‘Davacıyız’
 
Herry’in konuşması sonrası gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız’ın Cumartesi Anneleri eylemine gönderdiği mektubu paylaşıldı: Mektupta Hanife, “İşte bunu yapmayacaktınız. Bizleri susturmak, kendinizi haklı çıkarmak için başka anaları karşımıza çıkartmayacaktınız. Acılarımızı yarıştırmayacaktınız. Bizden, başka anaların gözyaşını silmemizi bekleyenler, bir söyleyin bakalı, bugüne kadar bizim gözyaşımızı sildiniz mi? Asiye anne ve gözleri açık giden analarımızın gözlerinin kapanması için çabaladınız mı? Yanlışla yanlış örtülmez. Gerçeklerden korkmayın! Bizim alacağımız var sizlerden. Evlat alacağımız var. Kardeş alacağımız var. Baba alacağımız var. Mezar hakkımız var. Sevdiklerimizin akıbetini öğrenme hakkımız var. Bizim canlarımız kendileri için gitmediler. Devletin güvenlik güçleri tarafından götürülüp kaybedildiler. Bizeyse nerede bu ülkenin adaleti, savcısı diye haykırmak düştü. Kavgacı değiliz, davalı değiliz. Ama davacıyız. Kayıplarımız, Asiye anne ve gözleri açık giden analarımızın da sesiyiz. Susmayacağız” ifadelerini kullandı.
 
Açıklama, bir sonraki hafta tekrar buluşmak üzere son buldu.