Savaş ve yoksulluk ile yüz yüze bırakılan kadınlar: Ötekileştirildik

  • 09:04 27 Kasım 2019
  • Okumadan Geçme!
Hikmet Tunç
 
VAN - Kobanê ve Efrîn’de çetelerin saldırıları nedeniyle çocuklarıyla birlikte topraklarını terk etmek zorunda kalan kadınlar, Türkiye’de ötekileştirme, işsizlik ve yoksullukla yüz yüze bırakılıyor. Van’da konteynerlerde yaşayan kadınların tek isteği savaşın bitmesi ve topraklarına dönmek.  
 
DAİŞ’in 2014 yılında Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarının yoğunlaştığı Kobanê  ve 2018’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) ‘Zeytin Dalı’ adı altında Efrîn’e dönük gerçekleştirdiği operasyonlar nedeniyle binlerce sivil topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Türkiye’nin farklı kentlerinde yoksullukla yaşamak zorunda bırakılan kadınlar ve çocuklar savaşın ve göçün en büyük etkilenenleri. 
 
Van’ın Tuşba ilçesine bağlı Seyrantepe Mahallesi’nde konteynerlerde kalan Kobanê ve Efrinli aileler  ekonomik krizin de etkisiyle ekmek almakta dahi zorlanıyor. 
 
‘Bombalar yağdırıp, her yeri talan ettiler’ 
 
DAİŞ çetelerinin işkenceleri nedeniyle göç ettiklerini belirten Fatma İbiş, Suriye’de yaşadıkları zorlu zamanları şöyle anlatıyor: “İnsanlar DAİŞ çeteleri tarafından öldürüldü. Her gün evlerimizi bombaladılar, yakınlarımızı öldürdüler, kadınları pazarlarda sattılar, tecavüz ettiler. Evlerimizi, zeytin ağaçlarımızı, dükkânlarımızı talan ettiler, evini, dükkânını vermek istemeyenleri öldürdüler. Eşimin ailesinin evini benzin dökerek acımadan yaktılar. Birçok yakınımızı kaybettik ama göremedik. Hala birçok yakınımız esir. Halkın malını, zeytinlerini çalıp tekrar oradaki halka satıyorlar. Genç kadınları esir edip, şiddet uyguluyorlar. O genç kadınların anneleri zindan kapılarına giderek kızlarını istediler yalvara yalvara fakat kızlarını alamadılar. Kimse bu zulme karşı ses çıkarmadı.”
 
‘Birçok yerde dışlandık’
 
Göç ettikten sonra ise yaşadıkları en büyük zorlukların başında ötekileştirilmek geldiğini söyleyen Fatma, iş bulamadıkları için yoksullukla karşı karşıya kaldıklarını söylüyor. Eşinin hayvan pazarında çalıştığını fakat para verilmediğini dile getiren Fatma, “Biz böyle olsun ister miydik? Bizim de evimiz, malımız vardı. Zeytin ağaçlarımız vardı. Yılarca Suriye’ye dışardan insanlar geldi. Biz hiçbir zaman dışlamadık, yabancı gözle bakmadık çünkü bizde çok ayıplanır. Suriye halkı çok misafirperverdir” diye belirtiyor. 
 
Fatma son olarak Kuzey ve Doğu Suriye ye yönelik saldırıların artık son bulmasını ve kendilerinin de topraklarına dönmek istediğini söyleyerek, “İnsanın memleketi gibisi var mı? Bir an önce savaşlar dursun ve biz de topraklarımıza geri dönelim” diye anlatıyor.
 
‘Kızım hasta ama tedavi edilmiyor’ 
 
Türkiye ve ona bağlı grupların Ocak 2018 tarihinde Efrîn’e saldırılarından kaynaklı Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Sihem Mehmud, saldırıların 2 ay sürdüğünü ve bu süreçte çok büyük zorluklarla  karşılaştıklarını ifade ediyor. Köylerinin sürekli bombalandığını sonunda dayanamayıp İdlip sınırından Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldıklarını  ifade eden Sihem, “İş verilmiyor, geçinemiyoruz. Kızım verem hastalığına yakalandı, tedavi edecek paramız yok. Burada verem hastalarına maaş veriliyor, biz de başvurduk fakat Suriyeli olduğumuzdan kaynaklı bu olanak bize sağlanmadı. Kızım bu duruma çok üzülüyor. ‘Anne ben insan değil miyim? Neden bana da vermiyorlar, bende sağlığıma kavuşayım’ diyor” sözlerine yer veriyor. 
 
‘Yüreğim Efrîn’de’ 
 
Suriye’de savaşın bitmesini ve topraklarına geri dönmek istediğini söyleyen Sihem, “Efrîn’de bahçemiz vardı, tavuk besliyordum. Benim gözümde saraydı. Huzur içinde yaşıyorduk, hiçbir eksiğimiz yoktu. Savaş süreci başlayana dek çok mutluyduk. Bombalar yağmur gibi üzerimize yağdı. O kargaşada kendimizi çöllere vurduk. Ben buradayım fakat yüreğim Efrîn’de. Tek istediğimiz insanların bizi ötekileştirmemesi ve rahat yaşayabileceğimiz bir hayat. En çok da kendi topraklarımıza geri dönmek ve barış ve huzur içinde yaşamak istiyoruz” ifadelerine yer veriyor. 
 
‘Korkudan topraklarımızı terk ettik’
 
Merve Muhammed ise DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye saldırıları nedeniyle göç ettiklerini söyleyerek, “Kobane’de çocukları, kadınları katlettiler. Herkes kaçmak zorunda kaldı. Suriye’de durumlar hala aynı.  Suriye’ye dönmek istiyoruz ama bu şartlarda dönemeyiz. 5 yıldır Van’dayız. Burada geçinemiyoruz. 6 çocuğum var. İstediklerini yedirip içiremiyorum. Çocuklarıma psikolojik şiddet uygulanıyor, sürekli okuldan eve ağlayarak dönüyorlar” diyerek yaşadıklarını özetliyor.