Kadın Gazeteciler: Mirası devralan gazeteciler olarak eril medyaya karşı mücadele edeceğiz

  • 09:46 7 Ekim 2019
  • Güncel
Rengin Azizoğlu
 
DİYARBAKIR - Gurbetelli’nin ardından mirasını devralan ve eril medyaya karşı mücadele eden kadın gazeteciler, “Kadın gazeteciliği gün geçtikçe daha da iyi noktalara gelecek ve bizlerde hakikat yolunda yaşamını yitiren arkadaşlarımızın bizlere bıraktıkları mirasa sahip çıkacağız. Gurbetelli’nin kalemi ve kamerası ile özgür Kürt kadın gazeteciliği devam edecek” dedi.
 
Özgür Gündem Gazetesi’nde çalışmaya başlayan Gurbetelli Ersöz, aynı zamanda Türkiye basın tarihinde ilk kadın genel yayın yönetmeni olarak tarihe geçti. Kadın odaklı haberciliğin öncüsü olan Gurbetelli, ardılı olan kadın gazetecilere kadın mücadelesi ve hakikat arayışını miras bıraktı. Katledildiği tarih olan 7 Ekim’i Kürt Kadın Gazeteciler Günü olarak kutlayan kadın gazeteciler, dünden bugüne baskılara, gözaltı ve tutuklamalara rağmen Gurbetelli’nin kalemini yerde bırakmadı, bırakmıyor. Jin News Şehba muhabiri Sozda Oremar, Kuzey ve Doğu Suriye Jin News editörü Binevş Sarya, Medya Haber spikeri Heval Aslan ajansımızın sorularını yanıtladı.
 
*Bugün 7 Ekim Kürt Kadın Gazeteciler Günü. Bir kadın gazeteci olarak bugüne dair duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?
 
Binevş Sarya: Bir kadın gazeteci olarak bugün benim için mutluluğun ve başarının günüdür. Bizler Kürt kadınları ve Kürt gazeteciler olarak şüphesiz emekçi kadınların öncülüğü ve emekleri ile büyüdük ve ilerledik. Egemen güçler tarafından yıllardır Kürt halkı üzerinde uygulanan her türlü yok etme politikasının benzeri Kürt gazetecilerine de uygulanmaktadır. Ülkesi parçalanmış ve özgürlüğü elinden alınmış bir halkın gazetecisi iseniz eğer, kuşkusuz ki birçok haksızlık ve zorluklar ile karşılaşacaksınız ve bunun üstesinden geleceksiniz demektir. Benim için bugünün anlamı; Haksızlığa karşı emek ve direnişin günüdür. Hakikat gazeteciği yaparken yaşamını yitiren arkadaşlarımızın emeği sayesinde bugünlere geldik. Bugünde binlerce Kürt kadın gazeteci olarak onların hakikat çizgisinde Kürt halkının gazeteciliğini yapmaktayız.
 
Sozda Oremar: Öncelikle 7 Ekim Kürt Kadın Gazeteciler Günü’nü kutlayarak Gurbetelli Ersöz ve ardılları olan kadın gazetecileri anıyorum. Kadın gazeteciler olarak bu arkadaşlarımızın mirasını devraldık ve bu hakikat yolunda yürüyoruz. Bu hakikat erkek egemenlikli sistemde kadının dili, gözü ve kulağı oldu. Onların bıraktığı kalemi şimdilerde yüzlerce kadın aldı ve bu yolda yürüyor. 
 
*Kadın mücadelesi sonucu kadın gazeteciliğinin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Binevş Sarya: Kadınların vermiş olduğu emeğin sonucu bugün kadın gazeteciliği başarıya ulaşmış durumdadır. Kadının kalemi kamerası ile toplumun ve yaşamın gerçekliği izlenmekte. Yıllarca ataerkil zihniyetin kaleminden kadınların yaşamını dinledik. Yapılan bütün haberler kadının ölümü, intiharı ya da kadının küçük düşürülmesine dönüktü. Kadın gazeteciliğinin ilerlemesi ve kendi öz güçlerinin farkına varmalarıyla kadınların yaşamdaki başarıları ve yaşamın güzellikleri kadın eliyle yazılmaya ve görülmeye başlandı. Kadınların siyaseti olumlu bir şekilde gündemleştirmesiyle bizlerde kadının kendi rengi ile siyasette var olabileceğini daha iyi gördük.
 
Heval Aslan: 2013'te Kürt kadınlarınca ilan edilen 7 Ekim Kürt Kadın Gazeteciler Günü, Paris'te katledilen 3 Kürt kadın devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'e adanmıştı. Bu, bir taraftan ağır bir sorumluluğu ifade ederken, öte yandan heyecanlandıran ve güç veren bir durum. Dünyada kadın gazeteciler gününü kutlayan ilk toplumuz. Dünyanın farklı yerlerinde kadın gazetecilerin özgün örgütlülükleri var tabii ama bunların hiçbiri Kürt kadınının örgütlü duruşu kadar görünür değil. Öte yandan 7 Ekim’in, Kürt kadın gazeteciler arasında dayanışmanın daha da yoğunlaşmasını sağlaması açısından da bir anlamı var. Gazeteciyiz ama her şeyden önce kadın ve Kürt'üz. Ezilen, sömürülen, varlığı inkar edilen bir halkın bireyleri, kadınlarıyız. Bir taraftan Kürtlerin var olduğunu, ulus olmaktan kaynaklı hakları olduğunu dünyaya anlatmaya çalışırken, öte yandan kadınlar olarak toplumsal cinsiyetçiliğe karşı medya alanını bir mücadele alanına dönüştürüp kadın özgürlüğü odaklı bir gazetecilik yapmaya çalışıyoruz. 
 
“Öz gücümüz ve verdiğimiz ağır bedeller sonucu gelişen, büyüyen, kendi düşünce ve fikirlerimizi özgürce paylaşabileceğimiz yayın organlarımız var.”
 
Kürt kadın gazeteciler olarak başta coğrafyamız olmak üzere Balkanlar ve Avrupa'da örgütlüyüz. Öz gücümüz ve verdiğimiz ağır bedeller sonucu gelişen, büyüyen, kendi düşünce ve fikirlerimizi özgürce paylaşabileceğimiz yayın organlarımız var. JIN NEWS Haber Ajansı, Kadın televizyonu Jin TV, Aylık kadın gazetesi Newaya Jin, kadın bilim dergisi Jineoloji gibi onlarca yayın organımız var. Özgür basın kurumlarının tümünde yoğun bir kadın emeği var, karar mekanizmalarının tümüne dahiller. Kadın gündemleri konusunda refleks ve politika belirleme konusunda kadın odaklı yayın yapan özgün yayın organlarımızın örnek teşkil eden bir düzeyi olsa da toplumun geneline hitap eden yayın organlarımız maalesef eleştirilerin muhatabı. Bu durum birlikte çalıştığımız erkek arkadaşlarımızın toplumsal cinsiyetçilik ve kadın özgürlük mücadelesi konusunda kendilerini daha derinlikli bilinçlendirme ihtiyacına işaret ediyor. Bu noktada rol yine biz kadınlara düşüyor. Bu konuda kadınlardaki duyarlılık ve mücadele erkeklerde de pozitif anlamda etkilemeye, dönüştürmeye yol açacaktır.  
 
* Kadın gazetecilerin her türlü tehlikeye ve tehditte rağmen en ön saflarda mesleğini icra ettiğine şahit oluyoruz, ancak erkek gazeteciler kadar görünür olamıyorlar. Sizce bunun sebebi nedir?
 
Binevş Sarya: Var olan devletçi sistem erkek egemen aklı ile yönetilmekte. Bu yüzden başarılı ve güçlü kadını görmeye tahammül edemiyorlar. Yıllardır erkek aklıyla kadının üstünlüğü küçük görülmüş ve emeği her şekilde sömürülmüştür. Bugün de kadının vermiş olduğu emek yaşamın her alanında sömürülmekte ve görülmek istenmemektedir. Yanlış anlaşılmasın ama gerçeklik böyle. Erkek kadının ilerlemesinden ve başarısından korkmakta ve bu yüzden de bu başarıyı görmemekte. Nasıl ki tarihte kadın yazarlar, siyasetçiler, entelektüeller, topluma öncülük yapan kadınlar görülmediyse bugünde aynısı yapılmakta ve başarısı görülmemekte. Fakat en önemlisi biz kadınların bu emeğe ve başarıya sahip çıkmasıdır. Diğer bir nokta erkeğin şişirilmiş (abartı) bir kişiliğe sahip olması yaptıkları en ufak ve sıradan bir işi çok kıymetliymiş gibi gösteriyor olmaları.
 
Kapitalist ve feodal toplumlarda kadın her zaman küçük düşürülmüş ve başarısı görülmemiştir. Bu sebepten dolayı kadının yaptığı her başarılı iş erkek tarafından basit görülmüş ve sıradan yaklaşılmıştır. Fakat kadının-annenin kişiliğinde mütevazilik vardır. Bu yüzden kişiliğini ve yaptığı işi şişirmez (abartmaz). Fakat bana göre bu dönemde kadın baskıcı erkek zihniyetinden ziyade kendi emeğine sahip çıkmalı ve hiç bir baskıcı güce hakkını bırakmamalı. 
 
Heval Aslan: Gazetecilik cinsiyet eşitsizliğinin en ağır yaşandığı meslek alanlarından biri. Dünya medyasında maalesef kadınlar daha çok işin mutfak, vitrin ve ekran yüzü olarak konumlandırılıyor. Aynı işleri yapmamıza rağmen erkekler daha görünür ve belirleyen konumda. Tüm dünya basın yayın organlarında kadınlar ve erkekler arasındaki ücret eşitsizliği veya kadınlara yönelik cinsiyetçi yaklaşımlar oldukça yaygın. Bu cinsiyetçi yaklaşımlara karşı kolektif ve içten bir mücadele etmek gerekir.  Bizler özgür basın emekçileri olarak bu mücadeleyi veriyoruz ancak diğer basın kurumlarındaki kadınların da bu örgütlülüklere dahil edilmesi, daha sonuç verici bir mücadele açığa çıkartacaktır. Diğer boyutu ise toplumsal cinsiyetçiliktir. Erkeklerin daha profesyonel, daha doğru ve hakim sayılırken kadın tamamlayan, sunum yapan, eksik veya yanlış bilen olarak konumlandırılıyor. Kürt medyası açısından tümden olmasa da bu yanlış yaklaşımlar önemli oranda aşıldı. Aynanın öteki yüzünde ise biz kadınlar varız. Kendimize daha çok güvenmeli, daha inisiyatifli ve sonuç alıcı tarzda olmalıyız. Hedefimiz özgür bireyler olma yolunda değişime önayak olmak olmalıdır.
 
Sozda Oremar: İktidarcı sistemde kadının erkeğin zihniyeti ile veriliyor. Her fırsatta kadın bastırılarak sesi kesilmek isteniyor. Ama Kürt kadını Gurbetelli Ersöz öncülüğünde Deniz Fırat ve onun gibi onlarca kadın gazeteci kadınların sesini ve maruz kaldığı baskıları, direnişini dünyaya göstermek için bu uğurda canını verdi. Özellikle de Türkiye’de gazetecilik yapmak çok zor. AKP’nin sistemi zaten kadın düşmanı bir sistem. Çünkü kadının çalıştığı basın kurumları AKP’nin siyaset politikasına karşıdır. Bu yüzden çok sayıda kadın gazeteci bugün tutukludur. Fakat hükümetin yürüttüğü bu politikalar bugüne kadar hiçbir kadın gazeteciyi korkutmadı ve korkutamayacaktır da. Bugün baktığımızda kadın gazeteciler her türlü zorlu alanda en ön safta yer alıyor. Yürüyüşlerde, mitinglerde kadın gazeteciler tüm saldırılara rağmen önde duruyor. Sadece Türkiye’de tek değil dünyanın dört bir yanında bu durum mevcut.
 
*Mirasını devraldığınız Deniz Fırat, Gurbetelli Ersöz ve Ayfer Serçe bugün Kürt kadın gazeteciler için hangi noktada duruyor?
 
Binevş Sarya: Gerçek gazeteciliğin sahipleri olan arkadaşlarımız Gurbetler, Denizler, Ayferler bizlere gerçek gazeteciliğin onurlu mirasını bıraktılar. Bugün görüyoruz ki kadın gazeteciği her alanda gelişmiş, binlerce genç kadın gazeteci bu arkadaşlarımızın kalemleri ve kameraları ile her alanda çalışmaktalar. Yine bu arkadaşlarımızın vermiş oldukları emek sayesinde bugün kadının ilerleyişini gözle görülür bir şekilde görmekteyiz. Ortadoğu’da ilk defa kadınlara ait bir ajansı biz Kürt kadınları olarak açtık. Şimdi ise kadınlar olarak televizyon, radyo  ve birçok şeye sahibiz. Gün geçtikçe kadının kalemi daha da güçlenmekte ve dünya kadının gözü ve kalemi ile gerçeklere ulaşmakta. Artık biz kadınlar kendi homofobilerimizin sesi olup dünyadaki bütün kadınlara ulaşıyoruz. Kadın gazeteciliğinde ırk, din, dil, inanç, toplum ayrımcılığı yapılmaz.
 
“Bedelini onlarca meslektaşımızın kanıyla ödediğimiz ağır bir miras Kürt kadın gazeteciliği. Aynı zamanda bir o kadar onur verici ağır bir sorumluluk.”
 
Heval Aslan: Bedelini onlarca meslektaşımızın kanıyla ödediğimiz ağır bir miras Kürt kadın gazeteciliği. Aynı zamanda bir o kadar onur verici ağır bir sorumluluk. Gurbetelli Ersöz, Deniz Fırat, Nujiyan Erhan aslında tarihi yeniden yazdılar. En zor süreçlerde en ağır sorumlulukları üstlendiler. Gurbetelli; Türkiye'nin ilk kadın genel yayın yönetmenliğini yaptı. Gazetecilerin sokak ortasında katledildiği bir süreçte korkusuzca bu görevi üstlendi. Yine Deniz Fırat DAİŞ saldırılarını sahadan tüm dünyaya duyurma uğruna yaşamını yitirdi. Kürt medyası emekçilerinin sayısı şimdi yüzleri buluyor. Sadece nicel bir gelişme değil aynı zamanda nitel bir büyümeyi de ifade ediyor. Onların emekleri, cesaretleri ve girişimleri sonucu onlarca kadın yayın organı kuruldu.  Bu kuruluşlar kadın mücadelesini daha da görünür kılarak ivme kazandırdı. Şimdi ise kadınların hanesine yazılan bu kazanımları kalıcılaştırmanın, kurumsallaştırmanın ve topluma mal etmenin zamanı. Bu görev de onların ardılları olan bizlere düşüyor.  
 
“Erkek egemenlikli sistem hiçbir zaman kadının basın alanında güç ve bir irade sahibi olmasını istemez.  Ama kadınlar bunları çoktan aştı. Bunun ispatı bugün Türkiye’de, Rojava’da çalışan kadın gazetecilerdir.”
 
Sozda Oremar: Kadın gazetecilere bu azmi veren ve çalışmasına ön ayak olan daha önce yaşanan deneyimlerdir. Gurbetelli Ersöz şahsında bugün yüzlerce kadın gazetecinin bu mirası sürdürüyor. Sistemde var olan baskılara karşı toplumda büyük bir karşı çıkış var. Özellikle de kadınların sesi daha fazla çıkıyor. Bu yüzden her türlü barbarca saldırı kadınlara yapılıyor. Saldırı yapılan alanlardan biri de kadın basın alanıdır. Erkek egemenlikli sistem hiçbir zaman kadının basın alanında güç ve bir irade sahibi olmasını istemez. Ama kadınlar bunları çoktan aştı. Bunun ispatı bugün Türkiye’de, Rojava’da çalışan kadın gazetecilerdir. Bugün bende bir kadın gazeteci olarak gönül rahatlığı ile diyebilirim ki Gurbetelli Ersöz nasıl bir yol izlemişse bugün yüzlercesi aynı yolda yürümeye devam ediyor. Erkekler zaten her alanda kadının eli ile kendi sesini duyurmasını istemez. Ama kadın gazeteciler korkusuzca erkek egemenlikli bu sisteme başkaldırmaya ve kalemleri ile hakikat yolunda yürümeye devam edecek.
 
*Görsel basında yer alıyorsunuz. Çalıştığınız basın kuruluşunda kadın gazetecilere olan yaklaşımı nasıl görüyorsunuz?
 
Heval Aslan: Görsellik sadece kadınların ekran yüzü olarak görüldüğü bir alan olarak sayılsa da görsel basında kadın emeği her yerde. İşin mutfağı dediğimiz; haber hazırlama, seslendirme, haber kaynağına ulaşmakta yine en çok çabayı kadınlar sarf ediyor. Ancak maalesef bu çok görünür değil. Çok görülmeyişinin bir nedeni kadınlar olarak emeğimizi kolektifleştiremeyişimiz iken, diğer bir neden ise kadını işin öznesi olarak görmeyen cinsiyetçi bakışın etkileri. Kadın hareketinin öncülerinden Sakine Cansız diyor ya “Hep kavgaydı yaşamım” diye, sanırım bizim yaşamımız da biraz böyle.  Biz kadınlar haklarımız, fikirlerimiz, kimliğimiz ve kendimiz için yeni yeni kavga etmeyi öğreniyoruz. Bir kadın için kavganın diğer bir anlamı gelişmek, güzelleşmek özgürleşmektir.
 
*Kadın gazetecilerin yaşadıkları zorlukları neye bağlıyorsunuz?
 
Binevş Sarya: Yukarıda da belirttiğim gibi kadın gazetecilerin karşılaştığı şiddet ulus devletlerde bilinçli bir şekilde üstün erkek aklı ile yapılmaktadır. Erkek egemen sistem kadının özgürlüğünden ve gücünden korktuğu için her geçen gün bir öncekinden daha fazla kadına saldırmakta. Kadın gazetecilere dönük olan saldırılarda bundan bağımsız değil. Egemenlerin halklara ve kadınlara dönük gerçekliklerini her kesime duyurdukları için, kadınların seslerinin daha güçlü çıkmasına öncülük yaptıkları için kadın gazeteciler üzerindeki baskılar daha da artmakta. Devlet kadının kaleminden korkmaktadır. Çünkü kadının kalemi gerçekleri yazar.
 
*7 Ekim'e ilişkin mesajınız var mı?
 
Binevş Sarya: İnanıyorum kadın gazeteciliği gün geçtikçe daha da iyi noktalara gelecek ve bizlerde hakikat yolunda yaşamını yitiren arkadaşlarımızın bizlere bıraktıkları mirasa sahip çıkacağız. Kalemi ve kamerası ile özgür Kürt kadın gazeteciliği devam edecek.
Heval Aslan: Her şeyden önce Gurbetelli Ersöz, Nujiyan Erhan, Deniz Fırat'ı ve diğer onlarca hakikat savaşçısını unutmadığımızı ifade etmek istiyorum. Kadınların özgür olduğu yeni bir toplum yaratmak isteyen kadınların sesini duyurmaya çalışıyoruz. Bu, büyük sorumluluk üstlenmek, kalemlere, kameralara, kadrajlara, söze, daha güçlü sarılmak anlamına geliyor. 7 Ekim Kadın Gazeteciler gününde, gerçekleri açığa çıkartma uğruna yaşamını yitiren tüm kadın gazetecileri anıyor, tüm meslektaşlarımın gününü kutluyorum.